ULU ÖNDERİMİZ MUSTAFA KEMAL ATATÜRKÜ MİNNET VE BAĞLILIĞIMIZLA ANIYORUZ

Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürkü vefatının 67. yıldönümünde minnet ve bağlılıkla anıyor, aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyoruz.. Atatürkün ilginç anılarını, ne yazık ki ülkemizde bugün bile tam anlaşılamayan sponsorluk düşüncesini onlarca yıl önce görüp, Dünyayı nasıl şaşkına çevirdiğini ve spor üzerine vecizelerini bulacaksınız.. Değerli vaktiniz fırsat tanıyorsa, Atamızın sayısız alandaki dehasını, spora nasıl yansıttığını ve aramızdan ayrılışının 67 yıl sonrasında dahi; bizlere hala nasıl örnek olabileceğini göreceksiniz.. Ayrıca aşağıdaki linke tıklayarak, Yüce Önder Atatürkün yoğun yaşam temposunda spora ayırdığı dakikalarda çekilmiş fotoğraflarını da bulabilirsiniz.. ATATÜRK VE SPOR FOTOĞRAF GALERİSİ .: İLERİ GÖRÜŞLÜLÜĞÜNÜN KANITLARINDAN BİRİ :. İlk sponsorluk, uçma rekoruna destek amaçlıydı.... 1930ların Amerikası... John Polanda ve Russel Bortman adlı iki macerasever, üstü açık spor bir pır pır uçakla okyanusu geçmeyi düşünüyorlar. Bunu yaparken de havada kalma, en uzun noktaya uçuş rekorunu kırmayı hedefliyorlar. Ancak bu iş altından kalkamayacakları kadar pahalı. Projeyi finansa edecek bir sponsora ihtiyaçları var. Projelerine destek bulmakta zorlanan gençlerden Türkiyenin haberi oluyor, durum Atatürke bildiriliyor. Savaş sonrasının güçlüklerini yaşayan ve mali durumu hiç de parlak olmayan Türkiyenin, dünya çapında tanınmaya ihtiyacı var... Atatürk hemen olaya el atıyor. Finansmanla ilgili gereken anlaşmalar yapılıyor.. Ve 28 Temmuz 1931 Salı günü gençler New Yorktan hareket ediyorlar. Hiç aralıksız tam 49 saat 5 dakika havada kalan Polanda ve Bortman, hedeflerine ulaşıyorlar. İstanbul semaları da bir dünya rekoruna evsahipliği yapıyor. İstanbullular, dünya basınında Türkiye hakkında çok olumlu demeçler veren Amerikalıları bağrına basıyor. Bir gün sonra Bebek Koyunda yapılan kutlama törenleri, ana, baba günü gibi. Başarılı iki genç daha sonra gemiyle Yalovaya götürülüyor. Onları orada bekleyen Atatürk, Elde ettikleri başarıya göre, Amerikalıları büyük bir tevazu içinde gördüm. Büyük kahramanlıklarını alçakgönüllülük içinde saklıyorlar. Amerikalılar onlarla iftihar etmelidir diye kutluyor.. İki serüvencinin gezisi, uluslararası basının ilgisini çekiyor. Proje beklenilenin de üzerinde, dünya gündemine oturuyor, olay ve Türkiye günlerce dünya basınının konusu haline geliyor .: ANILAR :. Türk sosyal bünyesinde spor hareketlerini düzenlemekle görevli olanlar, Türk çocuklarının spor hayatını yükseltmeyi düşünürken, sadece gösteriş için herhangi bir yarışmada kazanmak emeliyle bir spor çizmezler. Esas olan, bütün, her yaştaki Türkler için beden eğitimi sağlamaktadır. Atatürk, her alanda olduğu gibi sporda da bilim yolundan ayrılmamayı tavsiye ederken, sporun önemi üzerinde de durmuş ve ona yeni bir benlik kazandırmıştır. Müsbet bilimlerin temellerine dayanan, güzel sanatları seven, fikir terbiyesinde olduğu kadar, beden terbiyesinde de kabiliyeti arttırmış ve yükselmiş olan erdemli, kuvvetli bir nesil yetiştirmek, ana siyasetimizin açık dileğidir sözleriyle de bunu kanıtlamıştır. Ulu Önderin Türk sporundaki ilk imzasını izcilikte görmekteyiz. 1915 yılında, Osmanlı Genç Dernekleri Genel Müfettişliğine atanmasından kısa süre sonra bir rapor hazırlayarak zamanın hükümetine sunar. Bu raporunda okullardaki cimnastik saatlerinin arttırılmasını teklif etmektedir. Açık ve kati söyleyeyim ki, sporda muvaffak olmak için her türlü muavenetten ziyade, bütün milletçe sporun mahiyeti ve kıymeti anlaşılmış olmak ve ona kalben muhabbet ve onu vatani vazife telakki eylemek lazımdır diyen Ataya göre spor, her şeyden önce bir vatan vazifesidir. Nitekim bunu, onun Çanakkale Savaşı ile ilgili bir anısında da görmemiz mümkündür. Şöyle ki: Çanakkale Savaşı sırasında keşif görevine çıkan bir Türk askeri, yakaladığı İngiliz askerini gırtlağından tutup Mustafa Kemal Paşanın karşısına getirir. Paşa, İngiliz askerine, memleketinden kalkıp buralara niçin geldiğini sorduğunda, Spor için cevabını alır. Mustafa Kemal: Bizim neferi nasıl buldun? diye sorar. Esir asker, Spor bilmiyor diye cevaplar. Bunun üzerine Mustafa Kemal; Bana spor nedir? diye sorarlarsa vereceğim cevap şudur: Spor, vatan ve milletin yüksek menfaatlerine tecavüz edenleri gırtlağından yakalayıp memleket ve millet hadimlerinin huzuruna getirebilmek kabiyeti maddiyesi ve maneviyesidir demiştir. Türkiyenin ilk spor teşkilatı olan Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı 1922de İstanbulda kurulmuştu. Cumhuriyet ilkelerine bağlı olarak kurulun bu ilk spor cemiyetlerinin yöneticileri seçimle belirlenmekte, bu yöneticiler de seçimle her federasyonun (Atletizm, Futbol, Güreş) yöneticilerini seçmekteydiler. İlk İdman Cemiyetlerinin başkanlığına Ali Sami Yen, asbaşkanlıklara da Burhan Felek ve Ali Seyfi getirilmişti. Atatürk, Türk sporunun bu şekilde düzenlenmesine çok memnun olmuş, Esas olan, bütün, her yaştakı Türkler için beden terbiyesini sağlamaktır diyerek, sporda hedefin halkın sağlığı ve toplum sporu olduğuna işaret etmiştir. Daha sonra, bu ittifakın yasal bir kuruluş olan Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğüne dönüştürülmesi 1938 yılında yine Atatürkün direktifleriyle olmuştur. 18 Ağustos 1923 tarihli hükümet programında şu cümlelere rastlıyoruz; Maarifin vazifelerinden birincisi; çocukların terbiye ve talimi, ikincisi; halkın terbiye ve talimi, üçüncüsü; milli güzidelerin yetiştirilmesi için lazım gelen vasıtaların izhar ve teminidir. Görülüyor ki, Atatürk, çocuklar ve gençler kadar, halkın da eğitilmesini ve spor yapmasını istemektedir. Bu konuyu da hükümet programına alacak kadar ciddi bulmaktadır. Türklerde sporun geçmişi hayli eski olmasına rağmen, spora modern biçimde eğilinmesi, gereken önem ve değerin verilmesi ancak Cumhuriyetin ilanından sonra mümkün olmuştur. Bunda Cumhuriyetin kurucusu Atatürkün çok önemli rolü vardır. Bunun en çarpıcı örneğine birkaç aylık Cumhuriyet Türkiyesinde rastlanır. Uzun süren savaşlardan yeni çıkmış, her tarafı yıkık ve Osmanlı döneminden çok ağır dış borç yüklenmiş olarak kurulan Türkiye Cumhuriyeti, o yokluklara rağmen bütçesinden spora çok önemli bir pay ayırmıştır. Cumhuriyetin ilanından iki buçuk ay sonra Bakanlar Kurulunun, Atatürk başkanlığında yapılan toplantısında İdman Cemiyetleri İttifakının emrine 17.000 TL verilmiştir. Bu para ile sporcuların, Pariste yapılacak Olimpiyat Oyunlarına en iyi biçimde hazırlanarak katılmaları sağlanmıştır. Bir altının 10 TL olduğu bir dönemde yapılan 17.000 TLlık bu yardım, Türkiye Cumhuriyeti devleti için gerçekten büyük bir fedakarlıktır. Nitekim 1924 yılı bütçesine, Türk sporcularının pek yararlı ve gelecek için umut verici çalışmalarında yardım görecekleri sözlerinin açık bir kanıtı olarak, spor için Atatürkün talimatıyla 50.000 TL ödenek konulmuştur. Yine 1924 yılında yayınlanan Köy Yasası, köylerde nişan alma, cirit, güreş gibi köy oyunlarını özendirici hükümlere yer vermiştir. Atatürk, spor yapmaya da spora olan hayranlığı kadar önem vermiştir. İstanbula her gelişinde Floryada denize girdiği, sık sık sandalla açılarak, bol bol kürek çektiği bilinmektedir. Türk sporcusunda yalnız beden kuvveti ve yetenek değil, aynı zamanda iyi ahlak ve zekanın da bulunmasını istemiş ve bu düşüncesini de; Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim sözleriyle dile getirerek, bir sporcunun nasıl bir insan olması gerektiğini anlatmıştır. Ata en iyi binen yalnız Türk erkekleri değildir. Türk kadını da bu işi çok iyi bilir diyen Atatürkün sevdiği sporlardan biri de ata binmektir. Savaşlarda sürekli ata binmiş, sonra da fırsat buldukça serbest bir spor olarak yapmıştır. Avrupa parkurlarında Atatürkün Süvarileri adıyla nam salan Cevat Kula, Saim Polatkan, Cevat Gürkan ve Eyüp Öncü adlı dört subay binicimizden oluşan Türk ekibinin uluslar arası başarıları da Atayı çok memnun etmiştir. Sporlar arasında güreşi de çok sevdiği bilinmektedir. Bu nedenle güreşle ilgili anıları çoktur. İtalyanları yenen Milli Güreş Takımımızı Floryadaki Cumhurbaşkanlığı Köşkünde yemeğe davet etmiş, tek tek kutlamış ve ağır sıklet şampiyonumuz Çoban Mehmete Beni de yener misin diye takılmıştır. Türk milleti anadan doğma sporcudur. Henüz yürümeye başlayan köy çocuklarını bile harman yerinde güreşirken görürsünüz sözü ile güreşi, Türklerin milli sporu olarak nitelemiştir. Genç Türk çocukları top oyunlarında herhangi bir milletin çocukları kadar talimli ve alışkın görünmeyebilir. Bundan müteessir olmaya lüzum ve mahal yoktur demesine rağmen, o günlerde Rusya ile yapılan maçta yenilgi nedenleri konusunda Gündüz Kılıçı da sıkı bir sorguya çekmeyi ihmal etmemiştir. 1930 yılında çıkarılan Belediye Yasası, belediyeler çocuk bahçeleri, spor alanları, yerel ihtiyaçlara uygun stadyumlar yapmak ve işletme gibi yükümlülükler getirmiştir. 1932 yılında Atatürkün talimatıyla kurulmakta olan halkevlerinin yapması gereken çalışmalar arasına spor da eklenir. Halkevleri Teşkilatının Umumi Esaslarından spor ve beden hareketleri, gençlik terbiyesinin ve milli terbiyenin vazgeçilemeyecek aslı ve mühim bir bölümüdür. Bu nedenle Türk geçliğinde ve Türk halkında spor ve beden hareketlerine sevgi ve alaka uyandırmalı, bunlar bir kitle hareketi, milli bir faaliyet haline getirilmelidir diyen büyün önder daha o yıllarda, sporu kitle hareketinin de ötesinde bir milli hareket olarak düşünmüştür. Böylece Onun ne kadar ilerici olduğu sporda da gözler önüne serilmektedir. Atatürk yarım asır önce İstikbal göklerdedir diyerek havacılığın önemini vurgulamış ve spor dalı olarak da benimsenmesini arzulamıştır. 3 Mayıs 1935 günü kurulan Türk Kuşu ulu önderin Türk havacılığına en büyük armağanıdır. Milli mücadeleye başlamak, Misak-ı Milliyi ilan etmek ve Kuvayı Milliyeyi kurmak amacıyla, Samsunda Anadolu topraklarına ayak bastığı 19 Mayıs 1919 gününü de TBMMnin 20 Haziran 1938 tarihinde 3466 sayılı kararı ile Gençlik ve Spor Bayramı olarak kabul edilmesini sağlamıştır. Atatürkün direktifleriyle hazırlanan ve bugün de Türk Spor Örgütünün temelini oluşturan 3530 sayılı Beden Terbiyesi Kanunu 29 Haziran 1938 günü kabul edilmiştir. Atanın hastalığı yüzünden, TBMMnin 1 Kasım 1938deki açılışında Başbakan Celal Bayar tarafından okunan nutkunda spor için söylediği son sözleri şöyledir: Her çeşit spor faaliyetlerini, Türk gençliğinin milli terbiyesinin ana unsurlarından saymak lazımdır. Bu işte hükümetin şimdiye kadar olduğundan çok daha ciddi ve dikkatli davranması, Türk gençliğinin spor bakımından da milli heyecan içinde itina ile yetiştirilmesi önemli tutulmalıdır. Türk gençliğinin kültürde olduğu gibi spor sahasında da idealine ulaştırılması için Yüksek Kurultayın kabul ettiği Beden Terbiyesi Kanununun takibine gecildiğini görmekle memnunum. Atatürkün ölümü üzerine dönemin en ünlü günlük spor gazetesi LAuto (Fransa)da yayınlanan makale aynen şöyledir: .....Dünyada ilk defa beden eğitimini zorunlu kılan devlet adamıydı. Söylev ve kağıt üzerinde kalmayan icraatlarıyla, stadyumlar ve spor tesisleri yaptırdı. Döneminde Türkiyede spor gittikçe artan önem ve değer kazandı. .: ATATÜRKÜN SPOR POLİTİKASI :. Büyük Atatürkün ölümünü takip eden günlerde, o zamanlar yalnız Avrupanın değil, dünyanın en güçlü günlük spor gazetesi olan ve Fransada yayınlanan LAuto, yayınladığı geniş bir makalede Atatürkün spora verdiği büyük önemi uzun uzun överken şu satırlara da yer verdi: Dünyada ilk defa beden eğitimini mecburi kılan devlet adamı o oldu. Yalnız kağıt üzerinde ve nutuklarda değil, bunu bilfiil yerine getirdi. Stadyumlar ve çeşitli spor merkezleri tesis ettirdi. Halkevlerinin spor kollarını bizzat mürakabe etti ve milletin mukadderatına hakim olduğu günden itibaren Türkiyede spor, gittikçe artan bir önem ve değer kazandı... Atatürk gerçekten, dünyada beden eğitimini ülkesinde mecburi kılan ilk devlet adamıydı. Hiç kuşkusuz, onun Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur sözü de, oluşturduğu genç Türkiye devletinin geleceği için düşündüğü ana esaslardan biriydi. Nitekim daha Cumhuriyetin ilanından önceki günlerde hazırlanan hükümet programlarında da bunu bulmak ve görmek mümkündür. 18 Ağustos 1923 tarihli hükümet programında bu konuda şu satırların yeraldığı dikkati çeker: ...Maarifin terbiyevi vazifelerinden birincisi, çocukların terbiye ve talimi, ikincisi terbiye ve talibi, üçüncüsü milli güzidelerin yetiştirilmesi için lazım gelen vasıtaların izhar ve teminidir. çocukların terbiye ve talimi bittabil mektepler vasıtasıyla temin edilecek ve mekteplerin asri tekemmulata mazhar olabilmeleri için muallimlerin daha iyi yetiştirilmesine ve tatil zamanında açılacak derslerle tevsi-i malımat etmelerine, binaların islahına, alat-ı dersiyenin ikmaline çalışılacaktır. Halkın talim ve terbiyesi için gece dersleri ve çırak mektepleri tahsis olunacak, halk lisanı ile halkın ihtiyacına muvafık milli güzidelerin yetiştirilmesi için istidat ve kabiliyeti tebarüz eden ve ailesinin kudret-i maliyesi müsaid olmayan gençler orta ve yüksek mekteplerde suret-i mahsusada himaye ve muavenete mazhar olacakları gibi ihtisas peyda etmeleri için Avrupadaki irfan mekteplerine gönderileceklerdir. Muhtelif şuabat-ı ilmiye ferdin bedeni ve fikri kabiliyetleri gibi ahlaki ve içtimati kabiliyetleri de inkişaf ettirilecektir. Bu maksada vusul için bir Terbiye-i Bedeniyye Darülmualilmini açılacak, izcilik teşkilatına ehemmiyet-i mahsusa verilecek, programlar ile mektepler teşkilatı tedricen içtimai esasata tevcih olunacaktır... Nitekim, hükümet programında bahsi geçen Terbiye-i Bedeniyye Darülmualilmini çok geçmeden kurulup Gazi Terbiye Enstitüsü adı altında Ankarada hizmete girmişti. Atatürk, Türk sporunun ilk öğreticilerinin yetiştirilmesi konusunda da acele göstermişti. Beden Eğitimi öğretmeni yetiştirecek okul tesis edilmeden önde Çapa Muallim Mektebinde bir kurs açılmış ve bunun başına da Avrupada beden eğitimi öğrenimi yapmış bulunan Selim Sırrı Bey (Tarcan) getirilmişti. Bu arada bayan beden eğitimi öğretmeni yetiştirmek üzere de İsveçten iki bayan öğretim üyesi getirtilmiş, bunlar da Çapa Muallim Mektebindeki özel kurslarda görev alarak kız öğrencileri yetiştirmişlerdi. Atatürk bu konunun üzerinde büyük bir titizlikle durduğundan bunu da yeterli görmedi. Öğretmen adayları arasında dokuz aylık kursta başarı gösterenler ihtisasta bulunmak üzere Avrupaya gönderildiler. Atatürk bu kurslara subayların da katılmalarını özellikle arzulamıştı. Bu nedenle kursa katılıp başarı sağlayan subaylar da askeri okullarda modern beden eğitiminin ilk tatbikatçıları olabilmeleri için Avrupaya ihtisas eğitimine yollanmışlardı. 8 Ocak 1925 tarihli Vatan gazetesinin birinci sayfasında yayınlanan bir haber fotoğraf bu konuda değerli bir kanıttır. Avrupaya Tahsile Gidecek Gençlerimiz başlığı altında yayınlanan bu haberin sadeleştirilmiş hali şöyledir: Maarif Vekaleti tarafından muallimlik tahsil edilmek üzere birkaç gencin Avrupaya gönderilmesinin kararlaştırıldığını yazmıştık. Yapılan müsabaka imtihanında muvaffak olan gençlere dün yollukları verilmiştir. Bunlar üç güne kadar Avrupanın muhtelif şehirlerine gideceklerdir. Bu gençlerden Vildan Aşir ve Suad Hayri Beyler BedenEğitimi tahsili için Belçikanın Gand şehrine; Ulvi Cemal ve Cezmi Rıfkı Beyler Musiki tahsili için Parise, Sadi Bey Ulum-u Tabiiye Tabii Bilimler tahsili için Berline, Muhiddin Sebati ve Refik Beyler de Resim tahsili için Parise gideceklerdir. Bu gençlerden Sadi Irmak ve Suad Hayri Ürgüplü daha sonra tarafsız Başbakan olarak devlet hizmetinde bulunan kişiler olacaklardı; Vildan Aşir Savaşır da uzun yıllar Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü yapacaktı... Ankarada kurulan Gazi Terbiye Enstitüsünün beden eğitimi bölümü için Almanyadan Kurt Dainas adına bir uzman öğretmen getirilmişti. Kurt enstitünün Beden Eğitimi bölümünü faaliyete geçirdi. Bu sırada ihtisas için Avrupaya gönderilmiş bulunan asker ve sivil beden eğitimi öğretmenleri de yurda döndüklerinden genç Türkiye Cumhuriyetinin ilk Beden Eğitimi öğretim kadrosu oluşmuş oldu. Türk sporunun temelini oluşturacak bu beden eğitimi ve spor uzmanları konusunun bu yolla halline çalışırken Türk sporu da ciddi olarak ele alınmıştı. Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı, Türk sporunun ilk resmi örgütü olarak faaliyete geçmiş durumdaydı. Bu örgütün durumu Bakanlar Kurulunun 16 Ocak 1924 tarihli toplantısında ele alındı. Ali Sami Bey (Yen) tarafından örgüt adına verilen dilekçe üzerinde görüşmelerde bulunan Atatürk başkanlığındaki Bakanlar Kurulu, 170 sayılı kararıyla Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakını Türk gençliğinin terakki ve tealisine hadim ve kayd-ı menfaatten tamamen azade olduğu ve her memlekette İdman Cemiyetlerinin bu surette telakki edilerek her türlü himayeye mazhar bulundukları cihetle kaydı ile menafii umumiyeye hadim cemiyet (kamu yararı dernek) kabul edilmişti. Bu kararla Türkiyede devlet ilk kez spora ve sporcuya yardım eli uzatmış oluyordu. Böylece Başvekil İsmet Paşanın kısa bir süre önce Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı Reisi Ali Sami Beye: Hükümete güvenin, bütçeye spor için tahsisat konulacaktır şeklinde verdiği sözün ilk bölümü de yerine getirilmiş oluyordu. Türk sporunun iki büyük örgütünün Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı ile Türkiye Milli Olimpiyat Komitesinin başında bulunan iki değerli spor adamı İttifak Başkanı Ali Sami (Yen) ile Komite Genel Sekreteri ve Uluslararası Olimpiyat Komitesinin Türkiye Temsilcisi Selim Sırrı (Tarcan) biraraya gelip Türkiyenin 1924 Paris Olimpiyat Oyunlarına katılmasının gerektiğine karar verdikleri zaman Türkiye Cumhuriyeti henüz ilk aylarını yaşıyordu. Avrupanın en güçlü devletlerine karşı yaptığı savaştan yeni çıkmış muzaffer Türkiyenin spor dünyasının bu en büyük gösterisine katılmasında yalnız sportif açıdan değil, politik bakımından da büyük yarar olacağı muhakkaktı. Ancak ne İttifak, ne de Komite böylesine bir masrafı karşılayabilecek parasal güce asla ve asla sahip değillerdi. İkisi biraraya gelseler bile bu masrafın altından kalkabilmelerine imkan yoktu. Bu konuda hükümetten yardım istenmesini uygun gördüler. Genç Türkiye Cumhuriyeti de parasal yönden ciddi bir sıkıntı içindeydi. Böyle olmasına rağmen Atatürkün emir ve direktifleriyle Türk sporu için bu yardım yapıldı. Yine aynı tarihi (16 Ocak 1924) taşıyan Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile, 1924 Olimpiyat Oyunları hazırlıkları için ve şimdilik kaydıyla 17 bin lira Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı Merkez-i Umumisi emrine verildi. Bu kararnamenin altında Bakanlar Kurulu üyeleriyle birlikte Cumhurbaşkanı olarak da Gazi Mustafa Kemalin imzası bulunuyordu. Böylece genç Türkiye Cumhuriyeti, 1924 Paris Olimpiyat Oyunları ile en büyük spor organizasyonunda ilk kez temsil edilmiş oldu. Türk sporcuları atletizm, bisiklet, eskrim, futbol, güreş ve halter dallarında dünyanın en seçkin sporcularıyla yarışmak ve dünya sporunu yakından görüp tanımak imkan ve fırsatını buldular. .: SPOR ÜZERİNE VECİZELERİ :. Cumhuriyet, fikren, ilmen ve bedenen kuvvetli ve yüksek seviyeli muhafızlar ister. Türk çocuklarına sporun bugünkü tekniğini öğretmek ve bunlardan bir kısmını bazı törenlerde ve bayramlarda dekor olarak koymak gerekir. Açık ve kati olarak söyleyeyim ki, sporda muvaffak olabilmek için her türlü yardımdan ziyade, bütün milletce sporun mahiyetinin ve değerinin anlaşılmış olması gerekmekte, onu kalpte muhabbet ve vatani bir vazife olarak telakki eylemek lazımdır. Spor, yalnız beden kabiliyetinin bir üstünlüğü sayılmaz. İdrak ve ahlak da bu işe yardım eder. Zeka ve kavrayışı kısa olan kuvvetliler, zeka kavrayışı yerinde olan daha az kuvvetlilerle başa çıkamazlar. Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim. Zafer, zafer benimdir diyebilenin; başarı, başaracağım diye başlayanın ve başardım diyebilenindir. Dünya spor hayatı ve spor dünyası çok mühimdir. Bu kadar mühim olan spor hayatı, bizim için daha mühimdir. Çünkü ırk meselesidir, ırkın ıslahı ve kişayişi meselesidir ve hatta biraz da medeniyet meselesidir. Bütün millet ve memleket evlatlarını sportmen yapabilmek için sarfedilen çalışmanın ehemmiyet ve kudsiyeti aynı derecede kıymetli ve mühimdir. Yorgunluk her insan, her mahluk için tabii bir haldir. Fakat insanda yorgunluğu yenebilecek manevi bir kuvvet vardır ki, işte bu kuvvet yorulanları dinlendirmeden yürütür. Sizler, yani yeni Türkiyenin genç evlatları, yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz. Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler asla ve asla yorulmazlar; Türk gençliği, gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir. Her ulus çocuklarının sıhhatli ve gürbüz olmaları için yaşadıkları bölgenin sıhhi şartlarını temin etmek, devlet halinde bulunan siyasi teşekküllerin en birinci ödevidir... Yurt savunması bakımından bu derece ehemmiyetli olan izcilik, ferdi ve milli eğitim bakımından da o nisbette önemlidir. Spordan yoksun olan bir gençlik nasıl ki vatan müdafaası sırasında etkili olamıyorsa, insan denen varlığın kafa yapısı da ne derece tekamül ederse etsin, bedeni inkişafı noksan ve yetersiz olursa, o kafayı ileriye götüremez, taşıyamaz. Muhterem Gençler, Hayat mücadeleden ibarettir. Bundan dolayı hayatta yalnız iki şey vardır: Galip gelmek ve mağlup olmak. Size Türk gençliğine tevdi ettiğimiz vicdan emaneti, yalnız ve daima galip olmaktır ve eminim daima galip olacaksınız. Dünyada yenilmez kimse, yenilmeyen takım, yenilmeyen ordu, yenilmeyen kumandan yoktur. Yenilgilerden sonra üzülmek de tabiidir. Ancak bu üzüntü insanın maneviyatını yok edecek, onu çökertecek seviyeye varmamalıdır. Yenilen, toparlanarak kendini yeneni yenmek için olanca gücü ile, azimle daha çok çalışmalıdır. Bir insan hayatında büyük bir muvaffakiyet kazanabilir. Fakat, yalnız onunla övünerek kalmak isterse, o muvaffakiyet de unutulmaya mahkumdur. Onun için çalışmak ve daima muvaffakiyet aramak, herkes için esas olmalıdır. Müsbet ilimlerin temeline dayanan, güzel sanatları seven, fikir terbiyesinde olduğu kadar beden terbiyesinde de kabiliyeti artmış ve yükselmiş olan bahtiyar, kuvvetli bir nesil yetiştirmek siyasetimizin açık gayesidir. En güzel coğrafi vaziyette ve üç tarafı denizlerle çevrili olan Türkiye endüstrisi, ticareti ve sporu ile en ileri denizci millet yetiştirme kabiliyetindedir. Bu kabiliyetten istifade etmeyi bilmeliyiz. Denizciliği Türkün büyük milli ülküsü olarak düşünmeli ve onu en kısa zamanda başarmalıyız. Türk Çocuğu! Her işte olduğu gibi, havacılıkta da, en yüksek düzeyde, gökte, seni bekleyen yerini, az zamanda dolduracaksın. Bundan, gerçek dostlarımız sevinecek, Türk Ulusu mutlu olacaktır.
| Sıra | Takım | O | G | B | M | P |
| 1 | FENERBAHÇE | 32 | 21 | 5 | 4 | 76 |
| 2 | Trabzonspor | 32 | 19 | 7 | 2 | 76 |
| 3 | Bursaspor | 28 | 14 | 10 | 4 | 52 |
| 4 | Gaziantepspor | 28 | 14 | 7 | 7 | 49 |
| 5 | Kayserispor | 28 | 12 | 7 | 9 | 43 |
| 6 | Eskişehirspor | 28 | 11 | 9 | 8 | 42 |
| 7 | Beşiktaş | 27 | 11 | 6 | 10 | 39 |
| 8 | İstanbul B.B | 28 | 11 | 4 | 13 | 37 |
| 9 | Karabükspor | 28 | 10 | 7 | 11 | 37 |
| 10 | Manisaspor | 28 | 11 | 3 | 14 | 36 |
| 11 | MP Antalyaspor | 28 | 9 | 9 | 10 | 36 |
| 12 | Gençlerbirliği | 28 | 9 | 7 | 12 | 34 |
| 13 | Ankaragücü | 28 | 8 | 9 | 11 | 33 |
| 14 | Galatasaray | 28 | 8 | 7 | 13 | 33 |
| 15 | Sivasspor | 28 | 8 | 7 | 13 | 31 |
| 16 | Bucaspor | 28 | 6 | 6 | 16 | 24 |
| 17 | Kasımpaşa | 27 | 5 | 5 | 17 | 20 |
| 18 | Konyaspor | 28 | 3 | 9 | 16 | 18 |