Takım olabilmek

Selçuk Yula’nın Fotomaç Gazetesi’ndeki köşe yazısı:

Takım olabilmek

Takım olabilmek

Yıllardır Avrupa’da sürekli olarak eylül ayını gören F.Bahçe bu sene erken veda ettiği için şampiyonluk yolunda büyük avantaj yakaladı. Aragones dönemi hariç takımın son altı yılda iki şampiyonluk yaşarken üçüncüsünü son anda kaçırmasının nedenlerinden biri de Avrupa’da yıpranmasıydı.
Herkes ilk turlarda elenirken Fenerbahçe yıllardır gruplardan çıkarak mart ayını gören takımdı. Şimdi şartlar eşitlendi. Hatta Beşiktaş ve Bursa’ya göre çok daha da iyi oldu.
Şimdi:
1- Bu avantajı iyi kullanmak gerek. Kocaman, sorunların farkında. Özellikle savunmadaki arızaları biliyor. Bilica ile Lugano’nun adam paylaşımı ve oyun kurmadaki eksileri (Zaten Yobo bu yüzden alındı) çok net görülüyor. Ama savunma deyince aklımıza sadece bu ikili ya da arkadaki dörtlü gelmemeli. Savunmayı takım halinde yapmak futbolun gereği ve bir an önce hayata geçirilmeli.

2-
Görünen o ki futbolcuların rahatlamaya ihtiyacı var. Ayaklarında pranga varmış gibiler. Skor bulunmamışken kimse ne yapacağını bilmez halde, geriden gelişi güzel uzun atılan toplar, sahada üç pas yapamama, topun ileriye taşınması için Stoch’un 4-5 kişiyi çalımlamasını beklemek gibi yanlışlar yapılıyor ama 2 fark yakalandıktan sonra da takım bildiğimiz hüviyetini buluyor ve sahada futbol adına her şeyi yapıyor.

3-Yine eksik olarak görülen hücumda çoğalamama ve dönen topların rakipte toplanması. Manisa maçında dikkat ettim 65. dakikaya kadar ne Mehmet Topuz ne Emre ne Stoch rakip ceza sahası içine girebildi. Cristian zaten yaklaşmıyor bile. Alternatifi Selçuk da öyle. Bu şartlarda rakip üstünde o özlenen baskı kurulamıyor. Aykut’un aynı anda Stoch ve Topuz’u çıkarıp Dia ile Özer’i oyuna alması son derece doğru hamleydi. Fark bir anda açıldı ve en önemlisi genç Okan kendini gösterdi ve harika bir başlangıç yaptı. Yapılması gereken, hatlar arasındaki mesafenin açılmaması (takım savunması için), orta sahanın forvete yakın oynaması (hücumda çoğalmak için) ve illa ki takım gollerle rahatlayacaksa girilen pozisyonlarda konsantrasyonun tam olarak sağlanması gerekir. Elbette takımın artıları da çok ama iyi takım olabilmek için eksikleri bilip önlemleri almak gerekir. Milli maç için verilen ara bu eksiklerin tamamlanması açısından ilaç gibi gelecektir.

TRABZON SEVGİSİ BÜYÜYOR
Sanki yasakmış, günahmış gibi bu ülkede iyiliklerden, güzelliklerden bahsetmek yasak! Son iki yıldır Fenerbahçe ile Trabzonspor arasındaki dostluk bağları her geçen gün büyümekte ama inatla hiç dillendirilmemekte.
Mesela geçen sene (ben de oradaydım) Fenerbahçe’nin 1-0 kazandığı maçtan sonra her iki takım taraftarlarının beraberce aynı sofrada ’hamsi ziyafeti’ çekmesi, gene kupa maçında Şanlıurfa’da beraber yemek yemeler, fotoğraf çektirmeler, şampiyonluğun kaybedildiği son maçta büyük travma geçiren Fenerbahçelilerin rakibe asla saygısızlık yapmadan sadece kendilerine verdikleri zarar, en son 3-2’lik maçta hiç küfür olmaması vs...
Ve son nokta PAOK maçı. Stada erken geldim.
O sırada Trabzonspor, Liverpool’a gol attı, Kadıköy ’Trabzon’ diye inledi. Şu güzellik bile gazetelere, TV’lere konu olmadı.
Ama önemli değil, bizler bu köşeden izliyor ve işliyoruz. Çok güzel bir dostluk doğdu ve gelişiyor...

DÜNYA ŞAMPİYONASI
Basketbolda çok iyi başladık, iyi de devam ediyoruz. 35 yıl sonra Yunanistan’ı devirmek önemli. Grup birinciliğini garantiledik. Ginobili, Nowosztki, Gasol vs gibi yıldızların gelmemesi bizim için şans.
Turnuvaya damgamızı vurabiliriz. Açılış törenini TV’den seyrettim, bana doyurucu gelmedi.
Elbette orada olmak fikirlerimi değiştirebilirdi ama ne olursa olsun sahne alanların tüm dünyaya seslendiklerini zannetmiyorum.
Müziğin evrenselliği ve 174 ülkeye yayın yapıldığı hesaba katılarak sadece halkımızın nabzına göre müzik yapanların yanında hiç olmazsa Fazıl Say gibi dünya çapında bir sanatçının sahne almasını beklerdik. Bu bence Turgay Demirel’in yaptığı en büyük hataydı.

HAKEM HATALARI
Galatasaray-Bursa maçında hakem inanılmaz hatalar yapmış ve kırmızı kartla dışarı atması gereken Volkan ve Baros’u sarı kartlarla geçiştirip büyük bir eyyam örneği vermiştir. Peki sonra ne olacak?
Olan Sivas ile Eskişehir’e oldu. Bu maçlarda oynamaması gereken Volkan da Baros da maçların kaderini değiştiren ilk golleri attılar. Bu arada iki yıldır seyrettiğimiz film de hâlâ vizyonda! Baros hakeme vuruyor, bir şey yok. Eskişehir’de bağıra bağıra küfür ediyor, TV’den duyuyoruz.
Kuddusi ’duymuyor.’ İşin tuhafı eleştiren de yok! Bunları Emre, Bilica, Lugano yapsa ortalığı yıkarlar.
Bakıyorum medyada ’tık’ yok. Sonra da hakemlere bir şey deyince kötü oluyoruz. Olalım fark etmez ama bu kafayla giderseniz sahanın içinde çok küfür de yersiniz, dayak da!

Yorumlar


YORUM GÖNDER Yorum yapmak için üye olmanız gerekiyor, Kayıt olmak için burdan girebilirsiniz.
Fenerbahçe Kale Direği Yarışması 2012  Tüm Videolar

Anket

Fenerbahçe Yönetim Kurulu\\\'nu başarılı buluyor musunuz?

Evet, başarılı buluyorum
Hayır, başarısız buluyorum

Puan Tablosu

Sıra Takım O G B M P
1 FENERBAHÇE 32 21 5 4 76
2 Trabzonspor 32 19 7 2 76
3 Bursaspor 28 14 10 4 52
4 Gaziantepspor 28 14 7 7 49
5 Kayserispor 28 12 7 9 43
6 Eskişehirspor 28 11 9 8 42
7 Beşiktaş 27 11 6 10 39
8 İstanbul B.B 28 11 4 13 37
9 Karabükspor 28 10 7 11 37
10 Manisaspor 28 11 3 14 36
11 MP Antalyaspor 28 9 9 10 36
12 Gençlerbirliği 28 9 7 12 34
13 Ankaragücü 28 8 9 11 33
14 Galatasaray 28 8 7 13 33
15 Sivasspor 28 8 7 13 31
16 Bucaspor 28 6 6 16 24
17 Kasımpaşa 27 5 5 17 20
18 Konyaspor 28 3 9 16 18